Öne Çıkan Yayın

ÇUBUKLU AGAT TAŞI

Agat ismi, eski Grek mineral isimleri grubuna giriyor. Agat taşının ismi, Sicilya’da şimdiki adı “Carabi” ya da “Cannitello” olan, “Achates”...

ŞİFALI TAŞLARDAN ŞİFALI TESBİHLER

Alternatif tedaviye ilginin her geçen gün arttığı günümüzde, insanlar şifayı taşlarda arıyor. Kalıp taşları tespih haline getirip kullananlar, yapılan temasla sinir ve ağrılardan kurtulacağına inanıyor. Bu inanışın günümüzde daha da önem kazandığını belirten uzmanlar taşların guatr hastalığının tedavisinden, stresin yok edilmesine kadar birçok derde deva olduğuna inanıldığını aktarıyor.

Doğal taşlar estetik bakımından cezbedici olduğu kadar, yaydıkları enerji ile geçmişten günümüze kadar ilgi odağı olmuş. Hangi taşın hangi hastalıklara iyi geldiği bilinerek kullanıldığında ise doğru sonuçlar elde ediliyor. Birbirinden farklı görünümde, renkte ve şekilde olan bu harika taşlar yaydığı pozitif enerjinin yanı sıra, yanlış kullanılan taşların olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Ruha ve bedene iyi gelen taşların sırrı, içindeki enerjiye, dokunan kişiye bağlı olarak değişiyor. Taşlar ışığını yansıtırken aldıkları büyüleyici görünüm herkesin ilgisini çekiyor.

Bu harikulade taşlarla temasın sağlanabileceği en kolay yol ise tespih. Doğada milyonlarca yılda oluşan taşlar, büyük emekler sonucunda kesiliyor, küp haline getirilip, tespih yapılıyor. Taşların her bir tanesinde ayrı bir hikaye mevcut. Her bir tespih tanesinde ayrı bir emek söz konusu. Küp haline getirilen tespihler zımparada silindir hale getirilip, torna makinesinde delme işlemine gidiyor. Her bir tespih tanesi tek tek deliniyor. Bu işlem ise hata kabul etmiyor. En ufak bir hatada ‘tane’ çöpe gidiyor. Bu yüzden usta büyük bir dikkatle işini yerine getirmeye çalışıyor. Tespihler delindikten sonra ise cilası yapılıyor. Yapılan bu uygulamanın sonucunda ise taş parlatılıyor ve daha zarif bir görünüm alıyor.

Tek bir ipten geçirilen 33 emek, 33 boncuk bağlanıyor. Tespihin belki de en zor işi ‘imame’sini yapmak. İmameyi her tespih ustası yapamıyor. Bu işe yıllarını vermek gerekiyor. Usta, İmameyi de büyük dikkatle yapmaya çalışıyor. İmamenin her kıvrımında usta ayrı ter akıtıyor. Usta, imameyi deyim yerindeyse bir heykeltıraş ustalığıyla işliyor. İmame de boncuklar gibi parlatılıyor ve bağlanan tespihin başına takılıyor. Kimine göre şifa kaynağı, kimine göre stres atma aracı, kimine göre ise büyük bir hobi olan tespihimiz vitrinlerde yerini alıyor.

‘KEHRİBAR GUATR HASTALIĞINA, OLTU AĞRIYA İYİ GELİR’

Değerli taşlardan yapılmış tespihlerin birçok hastalığa iyi geldiğine ve stresi atmada önemli rol oynadığına inanıldığını belirten tespih imalatçısı Hayrettin Yılmaz, bazı taşların özelliklerini şöyle anlatıyor: “Kehribar tespihleri daha çok sağlık için, guatr için kullanıyorlar. Bazı müşteriler meraktan ziyade hastalığı için bu tespihleri satın alıyor. Oltu taşının ağrıya iyi geldiği söylenir. Kan taşının hafızanın kuvvetlenmesine, akikin ise strese iyi geldiği ifade edilir. Doğal taşların hepsi mineralden oluştuğu için vücuttaki olumsuz enerjiyi alırlar. Hepsinin sağlığa faydası vardır.”


’OSMANLI ZAMANINDA HEKİMLERİN KUKA KULLANMA MECBURİYETİ VARDI’

Plastik tespihlerin insan sağlığına zararı olabileceği uyarısında bulunan Yılmaz, kuka taşının Osmanlı zamanında hekimlerin kullanma mecburiyetinde olduğunu, bu taşın eldeki mikrobu öldürdüğünü dile getiriyor.

Taşların dünya yaratılırken, (big bang) büyük patlama esnasında ortaya çıkan sert cisimler olduğunu vurgulayan Terapist Erkan Kadak ise, “Bu sert cisimler, dünya yaratıldığı esnada yayılan enerjiden, belli titreşim üzerine şekil aldılar. Kimisi bu taşları tespih yapıp Allah’ı zikrederken, kimi de üzerindeki titreşimler sayesinde etkileniyor. O etkiler düşünceye tesir ediyor. Düşünceler de eyleme, eylemler de sonuçlara tesir ediyor. Dolayısıyla da insanların bu etkileşimden hayatları değişiyor. Birçok kral da, padişah da taşları kullanmışlardır. Bunların etkilerini bilmişlerdir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nda padişahlar yabancı sefirleri kabul ederken, farklı odalarda, farklı taşları kullanarak sefirleri karşılıyormuş. Sefere gidince farklı, devleti idare ederken farklı taşlar kullanıyorlarmış.” ifadelerini kullandı.


‘AVENTURİN TAŞI DENGELİYİCİ, YEŞİM TAŞI POZİTİF YATIRIMCI’

Taşlarla ilgili pek çok örnek veren Kadak ametist taşının, gece uyurken insanların üzerindeki negatif enerjiyi alması için gece lambası olarak kullanıldığını, yani taşın karanlıkta ışık saçtığını aktardı. Türkiye’de en çok kullanılan taş cinsinin akik, kehribar ve elmas olduğunu vurgulayan Kadak, “Örneğin; akik taşı baş ağrısı yapar. Yüksek tansiyon hastalarına tamamen zarar verir. Vermiş olduğu enerji adrenalini arttırır. O adrenalin de insanda ciddi rahatsızlığa sebebiyet verebilir. Kehribar taşı da Türkiye’de kullanılıyor. Kehribarı sol elinizle kullanmanız gerekiyor. Ve sol elle kullanılınca üzerinizdeki negatif enerjiyi vücuttan atıyorsunuz. Atarken de size verdiği enerji, kazanma ve başarmaya dair bütün duyguları aktif hale getiriyor. Taşlar da koku gibi hormon değişikliğine sebebiyet veriyor. Aventurin taşı duygusal bakımdan dengeleyici ve depresyona karşı etkili olduğuna inanılır. Uçlarına da yeşim taşını koyarak, kişinin daha aktif olması sağlanır. Yeşim taşı insanları daha pozitif eden yatırımcı taşlardan bir tanesidir.” şeklinde konuştu.


‘TAŞI DA DEŞARJ ETMENİZ GEREKİYOR’

Bazı taşların zımparayla silindir hale getirildikten sonra birçok tedavide kullanıldığını kaydeden Kadak, “Taşlar insan bedenine gelen olumsuz enerjileri topluyor. Size gelen şey, taşın üzerine geliyor. Taşlar bunları çekiyor. Dolduktan sonra deşarj etmeni gerekiyor. Deşarj işlemi de iki şekilde oluyor. Birincisi temiz su, ikincisi ise toprakla… İnsanın abdest alması gibi. Taşı topraklamış oluyoruz. Suyla olumsuz enerjisini boşaltmış oluyor. Mesela sağ bilek taşımız; özellikle tokalaşırken insanların üstündeki olumsuz enerji bileşik kat usulüyle karşıdaki insana geçiyor. Oradaki taş enerjiyi bloke ediyor. Çok kişiyle tokalaşıyorsanız, bu size ağırlık verebiliyor. Bu sizde baş ağrısı olarak görülebiliyor.” diye konuştu.