TAŞLARLA TEDAVİ

Çöl denilince, belki de çoğumuz yüzümü buruşturur geçeriz. Uçsuz bucaksız kum yığınları arasına gizlenmiş nimetlerin farkına varamayız. Çölde yaşamanın zorlukları yanında, sayısız faydalarının da olduğunu kabul etmek lazım.
Tunus çöllerinde dolaşırken, bazı kişilerin kuma oturduğuna ya da uzanıp yattığına şahit oluyoruz. Merak edip yanlarına varıyoruz. Bu insanların çoğunluğu ABD’li, Avrupalı veya Japon. Neden böyle kumlara saplanıp kaldıklarını öğrenmek istiyoruz. Bir hafta ya da on gün kum banyosu yapıyorlarmış. Ancak o gün biraz yağmur çiselediği için sadece kum üstünde oturuyorlarmış.

İLAÇTAN BIKANLAR
Turistlere, kumun ne gibi rahatsızlıklara iyi geldiğini sorduk. Artık ilaç kullanmaktan usandıklarını, ayrıca yan tesirlerine maruz kaldıklarını, ancak buna rağmen yeterince tedavi olamadıklarını söylediler.
Bu sırada, Abdullah isimli Kuzey Afrikalı, “Kum çölleri şifa kaynağı. Yerli ve yabancı insanlar, birkaç gün sıcak kumlara giriyor. Romatizma, siyatik ağrılarına iyi geldiği gibi vücutta toplanan enerji atılıyor. Ama güneşten kendinizi korumalısınız. Daha ziyade başınızda gölge olmaması gerekir. Bu gördüğünüz kum yığınları içinde minarelerin her çeşidi mevcuttur. Buraya kızgın ve stresli halde gelenler, rahatlamış olarak dönerler. Sadece kumu değil, daha başka faydalı nimetleri de var” dedi.

TAŞLARIN SIRRI
Yol kenarlarında, hediyelik eşya gibi, değişik büyüklüklerde kristal taşlara rastlıyoruz. Bazılarının yaprakları ve çiceği var. Bu çiçekleri, çeşitli şekiller vererek elde veya makinada yaptıklarını düşündüm. Refakatçımız Yakup, bu konudaki sorularımıza şöyle açıklık getiriyor:
“Bu görmüş olduğunuz kristal renkli taşlar ile sarı kırmızı kristal çicekleri olan taşlar, çölde kendiliğinden oluşuyor. Yörenin insanları bunları kum içinden bulup çıkarıyor. İşte buralarda satıyorlar. Kendilerine gelir kaynağı oluyor. Biraz ileride kum çöllerinden biz de bulup çıkarabiliriz.” Çöl taşları, vücudun elektriğini aldığı gibi stresi de yok ediyormuş. Elime aldığım kristal taşı bir iki dakika beklettiğimizde, gerçekten de rahatladığımı hissettim. Bir süre yol aldıktan sonra yine duruyoruz. Yanımıza gelen bir Kuzey Afrikalı, cebinden çıkardığı çöl çiçeğini bana verdi. Karşılığında para verdim almadı, bisküvi ikram ettim.
Biz suni yiyecek ve içeceklere alışmışız. Meyve, sebze ve etin gerçek tadını unutmuşuz. Hele son yıllarda sanayileşmiş ülkelerde olduğu gibi, suni gübre ile üretilen sebze ve meyveleri, suni yiyeceklerle beslenen hayvanların etlerini burada göremezsiniz. Soyduğunuz portakalın kabuğunun kokusu, gün boyunca elinizden çıkmıyor. Kendine has aromasını ve tadını buluyorsunuz. Yediğiniz etin tadını ve kokusunu unutmak mümkün mü. Suları sağlıklı ve içimi hoş. Kısacası, herşey tabii ve sağlıklı.
Çölde havanın kuru ve temiz olması sebebiyle açıkta tuttuğunuz et günlerce kokmuyor, bozulmuyor, kurtlanmıyor. Sadece kuruyor. İnsanlar da tuzlu kuru eti tüketiyor.

SAĞLIKLI İNSANLAR
Uçsuz bucaksız çölde, zorluklarla dolu hayat süren İnsanların çoğunlukla fakir oldukları her hallerinden belli. Ancak bu insanlar kesinlikle dilenmiyor. Peşinize takılıp da birşeyler istemiyor. Aç gözlü değiller. Yanınıza gelen çocuklara birşeyler verirseniz alıyorlar, vermezseniz de boynunu büküp gidiyor.
Yaşadıkları yerler düzenli ve üstleri başları tertemiz. Son derece sağlıklı görünüyorlar. Diğer Ortadoğu ve Arap ülkelerinde olduğu gibi kilolu insanlara rastlayamazsınız ama Hint fakirleri gibi oldukları da söylenemez. Çöl insanlarının çok nadir sağlık problemleriyle karşılaştıkları, çağımızın illetleri olarak bilinen hastalıklardan uzak oldukları belirtiliyor.

TAŞLARIN SIRRI
Binlerce yıldır insanların iplere dizip tespih olarak ellerinden düşürmedikleri kıymetli taşlar, şimdi Batılılar’ın kollarını ve boyunlarını süslüyor. Bir süs aracı olarak düşünebileceğiniz taşların aslında birer şifa kaynağı olduğunu biliyor musunuz?
Örneğin, sanatçılar necef taşından başarı ve sempati bekliyorlar.
İşadamları kehribar taşını iş görüşmelerinde yanlarından ayırmıyorlar.
Sekreterler yede taşıyla stresten kurtulmayı umuyorlar.
Bilgisayar programcıları ise, pembe kuvarz ve necef taşıyla ışınların olumsuz etkisinden korunmaya çalışıyorlar.

BU İŞİN SIRRI NE!
Bu sadece bir moda mı, yoksa taşların tedavi edici gücü var mı?
Taşlarla tedavi uygulayan araştırmacı Peter Federer, 25 yıldır, taşların insanlar üzerindeki etkisini inceliyor.
Peter Federer’e göre her kıymetli taşın insan organizmasına, yani sağlığına, düşüncelerine ve hislerine olumlu etki yapıyor.
Bitkilerin insanlar üzerindeki olumlu etkisi nasıl ki, sadece ağız yoluyla değil de merhemler, banyolar ve buharlar sayesinde oluyorsa, taşların şifa vermesi de aynı şekilde düşünülebilir.
Teknolojiden iyi anlayanlar da bilirler ki, bugün saatler, cep telefonları, televizyonlar ve bilgisayarlar da bu taşlar sayesinde çalışıyor.
Çünkü bu taşlar aldığı hir titreşimi düzenleyip net sinyaller olarak iade ediyor. Taşlar, aynı şekilde insanların stresli, hastalıklı ve ahengi bozulmuş titreşimlerini alıyor, düzene sokuyor ve ahenkli olarak vücudumuza iade ediyor.
Olumsuzluklardan kurtulmuş bir insan tabii ki sağlıklı ve ahenkli olarak başarılı olabiliyor.
Kıymetli taşların, yani kristallerin en büyük özelliği ise, her titreşimi alıp depolama kapasitesine sahip olmalarıdır.
Çok fazla olumsuzlukla dolmuş bir taş istenmeyen bir etki yapabilir. Bunu önlemek için taşı temizlemek gerekir. Bunun için taşı beş dakika akan soğuk suyun altında tutmak ve en iyisi bir gün boyunca temiz güneşli bir yerde kurutmak yeterlidir.http://derdedevataslar.blogspot.com/2012/06/taslarla-tedavi.html?tw_p=twt

GÜNÜN TAŞI: SİGULİT

Sugilit kristali, kişinin hem fiziksel hem de ruhsal yönden yeniden doğmasını sağlar. Tanrısal sevginin ve bilgeliğin taşıdır. İç dünyanızda tanrısallığı keşfederek güven ve cesaretle dolar, derin bir ruhsal saflığa ulaşarak daha önce yaşamadıklarınızı keşfedersiniz. Bunun ardından ise teslimiyet gelir.

Detaylı bilgi: http://goo.gl/kbWwEv